Bitkisel Siğil Tedavisi - Genital Siğil Tedavisi

Genital Siğiller Hakkında Merak Edilenler

e-Posta Yazdır PDF

Genital siğiller, hem erkekte hem de kadında en sık rastlanan ve cinsel yollarla bulaşan bir enfeksiyondur.

Genital siğiller hem bulaşıcıdırlar hem de diğer bölgelere de kolaylıkla yayılırlar. Muhakkak tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Aşağıdaki makalede genital siğilin ne olduğu, belirtileri, tedavisi, tedavi edilmediğinde ne gibi sorunlar doğuracağı ve merak edilen daha birçok sorunun cevabı yer almaktadır.

Genital Siğiller

Genital siğil nedir?

Genital siğiller, en sık görülen cinsel yollarla bulaşan bir hastalıktır. Her iki cinsi de tehdit eder. Vücudun diğer bölgelerinde oluşan siğillerle de benzerlik gösterirler. Tıpkı ellerde oluşan siğiller gibi tamamen virüsle meydana gelmektedir. Genital siğillerin diğer bölgelerde meydana gelen siğillerden farkı ise cinsel yolla bulaşması ve sinsi bir şekilde yayılmalarıdır. Bu sebeple genital bölgesinde siğil olan her birey mutlaka bir doktora başvurmalıdır. Aksi takdirde siğil sayısı giderek artacak ve ileride daha büyük sorunlar doğuracaktır.

Genital siğiller; karnabahar görünümünde, irili-ufaklı boyutlarda ve kimi zaman kanayabilen ağrısız oluşumlardır. Siğiller; ellenip, kaşınmamalı veya koparılmamalıdır. Aksi halde, ellerin vücudun farklı bir bölgesiyle temas etmesiyle birlikte o bölgeye de bulaşmış olur. Dolayısı ile önceden birkaç tane olan siğil sayısı hızla yayılarak bir süre sonra çok daha fazla sayılara ulaşabilir.

Genital Temizliğin Önemi

Genital siğilleri diğer enfeksiyonlardan ayıran en önemli özellik, karnabahar görünümünde ve ağrısız olmalarıdır. Ama yine de kesin tanı için çoğunlukla patoloji sonuçları değerlendirilir. Genital siğiller, özellikle kadınları daha çok tehdit ediyor. Şayet genital bölgede kıllanmalar var ise siğillerin fark edilmesi oldukça zordur. Bu nedenle erkek olsun kadın olsun herkesin genital temizliğe önem vermesi gerekir.

HPV Nedir?

Genital siğillerin oluşması tamamen cinsel yolla bulaşan virüslerden kaynaklanır. Bu virüs, Humman Papilloma Virüs (HPV) olarak isimlendirilen insan papilloma virüsüdür. Genital siğiller, bu virüsün DNA’ya yerleşmesi ile oluşurlar. Fakat bunların kuluçka süreleri oldukça geniştir. Bu kuluçka süresi 1 haftadan birkaç yıla kadar uzayabiliyor.

Genital Siğil Kimlerde Daha Sık Görülür?

Genital siğiller çok sayıda cinsel eşi olan kişilerde daha sık görülür. Tek eşlilerde oluşma ihtimali oldukça düşüktür. Her birey muhakkak genital siğiller hakkında bilgi sahibi olmalı ve lezyonlu olan kişi bir an önce hekime müracaat etmelidir. Siğiller tek başına hiçbir şikayete neden olmazlar.

Çabuk bulaşan ve diğer bölgelere hızla yayılma eğilimi gösteren bu siğiller, estetik açıdan da olumsuzluk unsurudur. Yıkanırken ya da genital temizlik esnasında kanayabilirler. Cinsel ilişki esnasında ağrı yakınmalarına neden olsa da, genital siğiller tek başlarına ağrı /sızı yapmazlar.

 

 



Genital Siğil Nasıl Tedavi Edilir?

Genital siğillerin tedavisinde çeşitli tekniklerden yararlanılabilir. Siğillerin üzerine ilaçlı kremler sürülebilir, Kriyoterapi denilen soğuk tedavi ile siğiller dondurarak tedavi edilebilir. Lazer ya da elektrikli alet (elektro koter) yardımı ile de siğiller bir bir yok edilebilir.
Siğillere açık ameliyat uygulandığında ise siğiller “bisturi” yardımı ile birer birer temizlenir. Tedavideki esas hedef, siğillerin ve bulunduğu taban dokunun tamamen yok edilmesidir. Bütünüyle denatüre edilerek lezyonlu bölgedeki tüm hücrelerin öldürülmesidir.

İlaç Tedavisi Yerine Hangi Tedaviler Uygulanabilir?

Burada bir bir en küçük siğillere kadar muhtemel tüm noktaların tahrip edilmesi söz konusudur. Zorlu, maliyetli ve uzun süreli bir ilaç tedavisi yerine kriyoterapi (siğillerin dondurulması), lazer veya cerrahi tedavi alternatifleri değerlendirilebilir.

Bu tedavi yöntemlerinde siğillerin sayıları ve lokalizasyonu göz önüne alınarak seans sürelerinde farklılıklar olabilir. Bu işlem bir seanstan birkaç seansa kadar uzayabilir. Tedavide çoğunlukla olumlu sonuçlar alınmasına rağmen çok sayıda cinsel eşi olan kişilerde bu durumun tekrarlama ihtimali yüksektir. Hastan bu riski bilmesi ve gerekli önlemleri almalıdır.

Genital Siğil Neden Tedavi Edilmelidir?

Tüm hastalıklarda olduğu gibi genital siğillerin tedavisinde de erken teşhis ve tedavi son derece önemli. Hem bayanları hem de erkekleri tehdit eden bu siğiller, bulaşıcı ve hızla yayılan yapıdadırlar.  Dolayısıyla başlangıçta bir iki tane olan siğil sayısı kısa zaman içinde çok daha fazla sayılara ulaşacaktır. Bu nedenle problem çok kısa süreli bir tedaviyle aşılacak haldeyken, siğillerin çoğalmasıyla birlikte daha zorlu ve uzun bir tedavi gerekebilir. Aynı zamanda bu durum estetik ve fonksiyonel sorunlar da doğurabilmektedir.

Tedavi Edilmeyen Genital Siğiller Ne Tür Sorunlar Doğurur?

Eğer genital siğiller tedavi edilmezse, virüs taşıyan ve lezyonlu olan kişinin cinsel ilişki yaşadığı tüm partnerlerine bu virüs bulaşır. Bir süre sonra hızla yayılma eğiliminde olan bu siğillerin sayıları çoğalıp yara dokusu büyüyeceğinden tedavisi daha zorlaşacaktır.

Penis ve cilt dokusu tamamen siğille kaplanmış olan hastalarımız var. Bunların tedavisinde penis cildini bütünüyle alıyoruz. Dolayısı ile genital siğil tedavisinin ihmalinin sonu çok büyük ameliyatlara kadar varabiliyor.

Toplumda Görülme Sıklığı Nedir?

Genital siğiller, Amerika Birleşik Devletleri’nde toplumun %1’inde rastlanan ve en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Tahminlere göre her yıl 6 milyonu aşkın kişi HPV virüsüyle enfekte olur. Son 20 yılda hastalığın görülme sıklığı 4 kat kadar artış göstermiştir. En sık görüldüğü yaşlar, 17- 33 yaşlarıdır. Hem kadın hem erkekte görülmesine rağmen erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır.


Nasıl Belirtiler Verir?

Genital siğiller genellikle bir sorun yaratmazlar. Çoğunlukla tek bir siğil şeklinde değil, fazla sayıda ve birden fazla bölgelerde oluşur. Oluşan bu lezyonlar kendi kendilerine gerileyebilecekleri gibi sabit kalabilir ya da artış gösterebilirler.

Genital siğiller sıklıkla penis, dış genital, vajina, rahim ağzı (serviks), perine ve makat çevresinde görülür. Ciltten kabarık veya düz yüzeyli olabilen karnabahar görünümünde yapılardır. Yüzeyleri düzgün olabileceği gibi pürüzlü de olabilir. Bir veya birden fazla sayıda çeşitli büyüklüklerde görülebilirler. Ten renginden kahverengiye kadar değişik tonlarda renklerde görülebilirler (pembemsi, grimsi vb.).

Genital siğiller fiziksel olarak genellikle ufak, ten renginde grimsi, beyaz veya pembemsi renklerde görülür. Şekil itibariyle karnabahar görünümündedir. Çoğunlukla ince, esnek ve yumuşak kitlelerdir. Bazı siğiller ise çok küçük ve yüzeyleri düz olduğundan fark edilemeyebilirler. Hem kadını hem de erkeği tehdit eden genital siğiller, kadınlarda; vulva, rahim ağzı, vajina içi, anüs etrafı ve üretra (idrar yolu) civarında gelişirken erkeklerde ise penis üzerinde, skrotum üzerinde, anüs etrafında ve nadiren de üretra içinde gelişirler.

Nasıl bulaşır?

Genital siğiller, HPV virüsünü taşıyan kişinin cinsel temasta bulunduğu partnerine bulaşır. Bu temas çok kısa süreli olsa dahi, virüsün bulaşması için yeterlidir. Ancak enfeksiyon alındıktan sonra siğil gelişimi bir süre gizli kalır. Belli bir zaman sonra enfeksiyon gelişerek hastalığı belirginleştirir. Bunlardan 2/3’ünde ortalama 3 ay içinde lezyonlar ortaya çıkar. Fakat siğiller tamamen yok edildikten sonra muhtemel bulaştırıcılık konusunda henüz net bilgiler mevcut değil.

Yani siğiller varken bulaşma olabildiği gibi, hiçbir siğil görülmezken de söz konusu bulaşma gerçekleşebiliyor. Siğillerin ellenip, koparılması ile doğrudan elle bulaşma veya eşyalar aracılığıyla bulaşma gerçekleşebilir.

Şayet genital siğilleriniz var ve hamile kalmayı düşünüyorsanız, hamilelik öncesinde tedavi görmelisiniz. Gebelik sürecinde siğiller büyümeye eğilimlidir. HPV virüsünün bebeği etkilemesi ender rastlansa da doğum esnasında doğum kanalından geçen bebeğin bu virüsü kapma ihtimali vardır. Bu durum bebeğin solunum yolunda lezyon oluşturabilir.

Genital bölgede siğil oluşturan HPV tipleri ile vücudun diğer bölgelerinde enfeksiyona yol açan tipler birbirlerinden farklıdır. Dolayısı ise el veya ayaklardaki siğiller ile temas edilmesi genital siğilleri oluşturmaz.

Hastalığın Tanısı Nasıl Konur?

Tanı çoğunlukla klinik bulgular doğrultusunda konur. Hastanın hikayesi dinlendikten sonra hekim tarafından muayene edilir. Hastalığa dair şüpheli bulgulara rastlanması halinde, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar için gerekli tüm testler yapılmalıdır. Tedaviye cevap vermeyen dirençli olguların immunosupresyon (bağışıklık sisteminin baskılanması) yönünden incelenmesine gerek görülebilir.

Hangi Tedavi Yöntemleri Uygulanır?

Mevcut tedavi yöntemleri ile HPV’ nin tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Genital siğiller için kullanılan birçok tedavi yöntemi vardır. Bu yöntemler ile yalnızca görülebilen siğiller yok edilebilir.            Bu şekilde cinsel eşe enfeksiyon bulaştırma riski büyük ölçüde azaltılmış olur. Ayrıca estetik ve fonksiyonel olumsuzluklar da ortadan kaldırılır.

Uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde, siğillerin sayısı, büyüklüğü, şekli gibi birçok faktör etkilidir. Tüm bu faktörler değerlendirildikten sonra hasta için en uygun tedavi şekli uygulanır. Hekimin uyguladığı tedaviler haricinde hastanın kendisinin uygulayabileceği krem tedavileri de vardır.

Bunların dışında Kriyoterapi (siğillerin dondurulması), elektro koterizasyon (elektrikli aletle siğillerin tahrip edilmesi), kürtaj, cerrahi olarak çıkarma, CO2 lazer tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Ayrıca hastanın bağışıklık sistemini düzenleyerek tedavi edilmesi de sağlanabilir.

Triklorasetik asit, podofilin ve podofilox uygulamaları, anti viral etkili interferon enjeksiyonları, imiquimod krem ve 5-Fluorourasil uygulamaları, hastanın kişisel olarak değerlendirilmesi ile uygulanabilecek  diğer tedavi yöntemlerindendir.

Ayrıca genital siğillerin cinsel geçişli olması sebebiyle hastanın eşi de mutlaka muayene edilmeli ve bulgular doğrultusunda gerekli tedavi uygulanmalıdır.

Prognozu (Hastalığın Seyri) Nasıldır?

Genital siğil tedavisinde çoğunlukla başarılı sonuçlar alınsa da bazı kişilerde bir süre sonra yeniden tekrarlayabiliyor. Siğillerin varlığı halinde HPV’ nin aktif olduğu kabul edilir. Siğillerin tamamen yok edilse bile virüs deri hücreleri içinde gizlenir. Bu halde yine muhtemel bir bulaşıcılık söz konusudur. Çoğunlukla güçlü bağışıklık sistemi ile bu virüs bir süre sonra yok olabilir.

HPV’ nin bazı tiplerinin kanserojen etkisi olduğu bilinmeli ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Eşlerinde genital siğil olan kadınların rahim ağzı kanseri veya kanser öncesi belirtilerin takibi için doktorun önerdiği periyotlarda düzenli olarak Pap Smear testi yapmaları gerekir.

Enfeksiyondan Nasıl Korunulur?

Daha önce de belirttiğimiz gibi genital siğillerde en yüksek risk grubunu çok sayıda cinsel partneri olan kişiler oluşturmaktadır. Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi genital siğillerde de tek cinsel eşlilik ve prezervatif kullanımı hastalığa karşı önemli ölçüde korur. Bunların yanı sıra hastalığın tamamen engellenmesi veya ortadan kaldırılması söz konusu değildir. Spermi sitlerin ya da hormonal doğum kontrol yöntemlerinin HPV virüsüne karşı koruyucu etkileri bulunmamaktadır.

Aşısı Var Mı?

HPV nin alt tiplerinden 6, 11, 16 ve 18’ karşı geliştirilen aşı 2006 yılının Haziran ayında FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından genital siğiller, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve HPV ye bağlı diğer hastalıkların önlenmesi açısından onay verilmiştir. Aşı 9 ile 26 yaş arası genç kız ve kadınlar için tavsiye edilmektedir.

 

 

Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2012 21:31

Viral Siğiller

e-Posta Yazdır PDF

Genital siğil / Humman Papilloma Virüs (HPV) / Anogenital siğil / Kondilom / Condyloma Acuminata Nedir?


Genital siğiller; yolla bulaşan HPV virüsünün yol açtığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Genital siğillerin en sık rastlandığı bölgeler;

 

  • Vajina,
  • Serviks (rahim ağzı),
  • Vulva (dış genital),
  • Penis,
  • Testis,
  • Makat,
  • Kalçada nadiren
  • Ağız ve boğaz


Genital siğiller hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilen, cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en sık görülenidir. Yüzeyleri cilt ile düz olacak şekilde yassı veya kabarık, karnabahar benzeri oluşumlardır. Bir veya birden fazla sayılarda, çeşitli büyüklüklerde görülebilir. Genital siğillerin oluşması tamamen cinsel yolla bulaşan virüslerden kaynaklanır. Bu virüs, Humman Papilloma Virüs (HPV) olarak adlandırılan insan papilloma virüstür.
Genital siğiller, bu virüsün DNA’ya yerleşmesi ile oluşurlar. HPV nin bugüne kadar tanımlanmış 80’i aşkın tipi vardır. Genital bölgede siğil oluşturan HPV tipi ile vücudun diğer bölgelerinde siğile neden olan HPV tipi birbirlerinden farklıdır. Eldeki siğil genital bölgeye, genital bölgedeki ise ele bulaşmaz. Genital siğiller cinsel ilişki veya temas ile bulaşır. Bu bulaşma son derece hızlıdır. Öyleki tam bir cinsel ilişki yaşanmasa da sürtünme yolu veya yakın temas ile dahi karşı tarafa enfeksiyon bulaşabilir.
HPV virüsüyle enfekte olmuş kişi ile temas eden kişilerin 2/3 ‘ünde hastalık oluşur. Aynı zamanda siğil oluştuğu bölgeden diğer çevre bölgelere de kolaylıkla yayılır. Ancak enfeksiyon alındıktan sonra siğil gelişimi bir süre gizli kalır. Haftalar veya aylar sonra enfeksiyon gelişerek hastalığı belirginleştirir. Yani, aslında siğil görülmediği halde de HPV ile enfekte olunabilir.

Genital Siğil En Çok Kimlerde Görülür?

Genital siğil;

  • 15- 30 yaş arası kişilerde,
  • Çok sayıda cinsel eşi olanlarda,
  • Partneri birden çok kişiyle ilişkide bulunmuş olan kişiler
  • Prezervatif (kondom) kullanmayan kişilerde,
  • Cinsel yaşamın erken yaşta başladığı kişilerde,
  • HPV virüsü taşıyan kişiler ile cilt temasında bulunanlarda,
  • Kendisinde veya partnerinde halen süren veya daha evvel cinsel yolla bulaşan farklı bir hastalığı olanlar,
  • Hamilelerde,
  • Sigara kullananlarda,
  • Oral kontraseptif kullananlarda genital siğil görülme olasılığı daha fazladır

 

Genital Siğil Ne Tür Şikâyetlere Neden Olur?

Genital siğiller; irili- ufaklı, düz yüzeyli veya kabarık, bir veya birden fazla sayıda olabildikleri gibi kimi zaman ise gözle görülmezler.

Kadınlarda genital siğiller:

  • Vulva, vajina bölgesinde,
  • Vajina içerisinde,
  • Uterus giriş bölgesi olan serviks etrafında,
  • Ve anüs (makat) bölgesinde görülür.


Erkeklerde genital siğiller:

  • Penis başı veya gövdesinde,
  • Testislerde,
  • Sünnet derisinde,
  • Makat bölgesinde görülür.

 

Siğiller çoğunlukla tek başlarına herhangi bir şikâyete neden olmazlar. Çabuk bulaşan ve diğer alanlara hızla yayılabilen bu siğiller; ellenip, kaşınmamalı veya koparılmamalıdır. Aksi halde, ellerin vücudun farklı bir bölgesiyle temas etmesi durumunda o bölgeye de bulaşmış olur. Haliyle önceden birkaç tane olan siğil sayısı hızla yayılarak bir süre sonra çok daha fazla sayılara ulaşabilir.
Ender rastlansa da kanama, kaşıntı, yanma, iltihaplanma gibi şikâyetler de söz konusudur. Kanama vakası; siğilin kazınması veya koparılması durumunda, yıkanırken veya genital temizlik esnasında görülebilir. Ayrıca cinsel ilişki esnasında ağrı yakınmalarına ve normal zamanlarda kaşıntı gibi şikayetlere de neden olabilir. Tüm bunlara ilaveten estetik açıdan da çok can sıkıcıdır. Birkaç yıl öncesine kadar, çirkin görüntüsü dışında herhangi bir şikâyet oluşturmadığı sanılıyorken yapılan inceleme ve araştırmalar kansere ve birçok komplikasyona yol açtığını ortaya koydu.

Genital Siğillere Bağlı Komplikasyonlar Nelerdir?

 

1-    Kanser Komplikasyonu

Cinsel yolla bulaşan HPV tiplerinden bazıları genital ve anal bölgede kansere yol açabilmektedir. Bu durum hem erkekleri hem de kadınları tehdit etmektedir. Kadınlarda sevi kal kanserlerine, vulva, vajina kanserlerine, erkeklerde ise; anüs, penis kanserlerine sebep olur. Özellikle kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan en büyük risk faktörüdür. Rahim ağzı kanseri vakalarının esas sorumlusu HPV’dir. HPV’nin gözle görülebilen genital siğilleri oluşturan tipleri, çoğunlukla rahim ağzında kansere neden olabilecek hücre değişikliklerine sebep olanlar değildir.
Bu nedenle doktor önerisi ile belirli periyotlarla Pap Smear testinin (rahim ağzından alınan hücre örneklerinin mikroskop altında incelenmesi) yapılması, kansere sebebiyet verecek hücrelerin önceden saptanmasını ve erken tedavisine olanak sağlar. Böylelikle kanser oluşumu engellenir. Bu hayati öneme sahip test için bir takvim hazırlanmıştır. Kadınların bu takvimde dikkat etmeleri gereken ayrıntılar aşağıda maddelenmiştir;

 

  • 21- 29 yaş arası: her iki yılda bir PAP test. ( Cinsel hayatı 18 yaş öncesinde başladı ise ilk PAP testin 21 yaşından önce yapılması önerilir).
  • 30 yaş üstü: son 3 PAP test normal ise; her 3 yılda bir PAP test yapılmalıdır.
  • 65 yaş üstü: son 3 PAP test normal ve son 10 yılda anormal bir sonuç yok ise PAP test yaptırmayı bırakabilirsiniz.
  • Not:  PAP test sonuçlarında anormallik var ise, immün sistemi baskılayan ilaçlar kullanıyorsanız, servi kal displazi veya servi kal kanser tedavisi gördüyseniz PAP testini daha sık aralıklarla yaptırmalısınız.


2-    Hamilelik Ve Doğum Komplikasyonları

Hamilelik döneminde hormonal değişimlerin etkisiyle genital siğiller doğum kanalını tıkayacak kadar büyüme eğilimi gösterebilirler. Siğillerin idrar yolunu tıkaması halinde idrar yapmayı da zorlaştırabilir. Bu gibi siğillerin çok büyük olduğu vakalarda doğum zorlaşacağından siğillerin ameliyat ile çıkarılması veya doğumun sezaryen ile yapılması gerekecektir. HPV virüsünün bebeği etkilemesi ender rastlansa da doğum esnasında doğum kanalından geçen bebeğin bu virüsü kapma ihtimali de vardır.
Teşhis:
Genital siğillerin tanısı muayene doğrultusunda konulur. Vajina içi ve rahim ağzı bölgesinde lezyonların tespiti için doktor tarafından özel solüsyonlar sürülür. Servi kal bölgedeki lezyonların göz ile tanısı zordur. Bu sebeple jinekolojik muayene akabinde küçük bir pamuklu çubuk yardımıyla rahim ağzından numune alıp mikroskop altında incelenir.
Buna PAP Smear testi denir. Servi kal bölgedeki genital siğiller; rahim ağzında hasara, hücrelerde anormalleşmeye ve kanserleşmeye sebeptirler. Tüm bu değişimler PAP Smear testinde normal olmayan sonuçlar ortaya koyar. Böyle bir durumun varlığında kesin tanı için hekim bu bölgeye cihazlarla bakabilir ve örnek alıp inceleyebilir. Buna ise kolposkop ve biyopsi denir.
Alınan örneklerde HPV testleri:
Hastadan alınan bütün numuneler laboratuarda incelenir. Hastanın HPV virüsü taşıyıp taşımadığı, taşıyorsa bunun hangi tipte HPV olduğu, kanser açısından herhangi bir riski olup olmadığı laboratuar sonuçları ile saptanır ve raporlanır. Raporlanan bu bilgiler tedavide oldukça önemlidir.

Tedavi:

Genital siğillerin tedavisinde uygulanacak yöntem; lezyonların yerine, sayısına, büyüklüğüne, hastanın uyumuna, yaşına ve ağrı eşiğine göre değişiklik gösterebilir. Tüm bu faktörler hekim tarafından değerlendirilerek hasta için en uygun tedavi şekli seçilir. Siğilleri ortadan kaldırmaya yönelik pek çok tedavi yöntemi uygulansa da siğil virüsünün tamamen vücuttan atılmasını sağlayan bir yöntem yoktur.
Vücuda giren virüs ömür boyu orada kalır. Bu nedenle siğiller bir süre sonra tekrar çıkabilir, virüse bağlı komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca siğillerin ortadan kaldırılması virüsün cinsel ilişki esnasında karşı tarafa bulaşmasını engellemez, yalnızca riski azaltır.
Genital siğillerin yeri ve büyüklüğü gibi faktörlere bağlı olarak uygulanabilecek tedavi yöntemleri:

Yüzeysel tedaviler:

  • İmiquimod krem,
  • Podophyllum resin içeren kremler,
  • Podpfiloks solüsyon,
  • 5- florsa ura sil içeren kremler,
  • Triklor asetik asit ile yakma.
  • Kriyoterapi ( siğillerin dondurulması),
  • Lazer tedavi ( lazer ile yakma ),
  • Koterizasyon ( elektrik ile yakma ) bu tedavi yöntemleri tek olarak veya kombine edilerek uygulanabilir.


Siğillerin çok büyük boyutlarda olduğu durumlarda genellikle cerrahi operasyon tercih edilir. Bu şekilde siğiller ameliyat ile çıkarılır. Genital siğillerin tekrar çıkmasını engellemek için içlerine anti viral bir ilaç olan alfa – interferon enjekte edilebilir.

Korunma:

Bu konuda en iyi koruma tek eşliliktir. Cinsel yolla bulaşan bütün hastalıklarda olduğu gibi genital siğillerden korunmak için de çok sayıda cinsel eşi olan kişilerle cinsel birliktelik yaşamaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hastalığın hiçbir şekilde belirti vermediği durumlarda da virüsün bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle karşı cinste hastalık varlığının bilinmediği durumlarda muhakkak kondom (prezervatif) kullanılmalıdır.
Ancak prezervatif kullanmak, hastalığın bulaşma riskini azaltsa enfeksiyona karşı korunmada tek başına yeterli değildir. Bunun nedeni ise, enfeksiyonun kondom dışındaki alanlarda bulunma ihtimalidir. Böylece lezyonlu kişinin bir başkasının cildine temas etmesi halinde virüs karşı tarafa bulaşabilir. Şüpheli kişilerle cinsel temasta bulunmamak, prezervatif kullanmak, jinekolojik muayenelerin sıklığı, şikâyet olması durumunda ihmal etmeden doktora başvurmak, HPV ve genital siğillerden kaynaklanan şikayetleri azaltır.

HPV aşısı:

Özellikle rahim ağzı kanseri, jinekolojik kanserler arasında oldukça büyük bir orana sahiptir. Servi kal kanserler; sinsi, hızla ilerleyip yayılan ve saptanması zor kanserlerdir. Bu kanserlerin oluşmasında en önemli etken, yüksek riskli HPV virüsleridir. HPV ile mücadelede son yıllarda aşı geliştirilmesi konusunda bir hayli ilerleme kaydedilmiştir
HPV aşısı 3 doz şeklinde yapılır. 11- 12 yaşlarındaki kız çocuklarına uygulanması servikal kanser ve genital siğil gelişimini engeller. Aşı yalnızca kansere yol açan siğil virüsleri içindir, kansere yol açmayan siğilleri önlemez. HPV aşısı 26 yaşına kadar olan kadınlara uygulanabilir. Son yıllarda aşının 9 -18 yaş arası erkeklere uygulanması ve erkeklerde kansere yol açan genital siğillerin önlenmesine yönelik çalışmalar mevcuttur.
Özetle;

  • Genital siğiller, HPV virüslerinin neden olduğu, cinsel yolla bulaşan ve hızla yayılan enfeksiyonel bir hatalıktır.
  • HPV, kadınlarda sıkça rastlanan rahim ağzı kanserinin sorumlusudur.
  • HPV ve servi kal kanserlerin aşı ile engellenmesi mümkündür.
  • Genital siğiller tamamen virüslerin yol açtığı cinsel yolla bulaşan hastalıktır, dolayısıyla çocuklarda görülmez.



Bitkisel Siğil Tedavisi Yöntemleri

e-Posta Yazdır PDF

1 - Karakafesle (symphytum sp.), karaağaç (Ulmus sp.) ya da gala bak (Arctium minus) kullanılarak uygulanan kompresler, çıban içindeki iltihabın akmasını sağlayabilir.
Öncelikle bu bitkilerden istediğinizi kullanabilirsiniz. Bir iki kaşık kadar bitkiyi, 1fincan kaynar su içine atın. 10 dakikalık bir demlenme süresinin ardından temiz bir bezi demlenen karışıma batırarak sıkın. Daha sonra çıban üzerine hafifçe uygulayın. Virüsü engellemek için  siğili çay ağacı (Melale uca viridifolia) yağı ya da karahindiba (Taroxacum sp.) kökünün suyu ile temizleyin. Bir diş sarımsak veya ona eşit miktarda soğanı ezerek siğil yüzeyine uygulayarak yara bandı ile kapatın.
2 - Bilhassa ellerde görülen ve çirkin görünümüyle rahatsızlık veren siğiller kendiliklerinden iyileşebilecekleri gibi bitkisel ve doğal yollarla da tedavi edilebilirler.  Bu amaçla şifalı bitkilerden kayın kabuğu fayda sağlayacaktır.

Kayın kabuğu; Siğillerin tedavisinde eski çağlardan beri kullanılagelen şifalı bir bitkidir. Şayet taze kayın kabuğu mevcut ise yaş olan iç kısmı aşağıya bakacak şekilde direkt siğilin üzerine yerleştirin. Taze kayın kabuğunun olmaması halinde bir iki çay kaşığı toz kayın kabuğunu 1 fincan kaynar suda 10 dakika demlendirerek içebilir veya siğil üzerine sürebilirsiniz.
Fesleğen; Bu bitki ise siğillerin iyileşmesini sağlayan pek çok anti-virüs bileşeni içerir.
3 - Söğüt yaprağı tahta havanda veya elde iyice ezilerek siğillerin üzerini tamamen kapatacak şekilde sürülüp yarım saat kadar bu şekilde bekletilir. Haftada üç dört kez uygulanan bu kürün etkisi siğillerin küçülmeye başlaması ile ilk günlerden itibaren fark ediliyor.
4 - Siğil tedavisinde diğer şifalı bitki ise sütleğendir. Bitkinin yapraklarından çıkarılan sütün siğiller üzerine damlatılması suretiyle uygulanır. Tıpkı söğüt yaprağı küründe olduğu gibi bu kür de haftada üç dört kez uygulanır.
Bu konuda dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı ise sütleğen bitkisindeki sütün zehirli etkisidir. Bu nedenle çocuklardan uzak tutulmalı ve asla ağızdan alınmamalıdır!

Son Güncelleme: Pazar, 27 Kasım 2011 16:48

Siğiller Nasıl Tedavi Edilir?

e-Posta Yazdır PDF

Siğil tedavisi sırasında asıl amaç siğili uzaklaştırmak ve yok etmektir. Günümüzde farklı olarak uygulanan tedavi yöntemlerinin hiçbirisi siğili yok edeceğine dair yüzde yüz başarı garantisi vermez. Çünkü tedaviyi etkileyen iki önemli unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi hastanın işlem sırasında virüse karşı göstermiş olduğu bağışıklık derecesi diğeri ise siğil tedavisi işleminin doğru bir şekilde uygulanmasıdır. Siğil tedavisinde en çok kullanılan yöntemler; koterizasyon (yakma tedavisi), asit salisilik, laktik asit, kriyoterapi (sıvı azot tedavisi), lazer, Fluorourasil içeren solüsyonlar, podofilin, psikoterapidir.

Siğil tedavisi kolay bir tedavi olmakla beraber hasta açısından çok sıkıntılı bir tedavi şeklidir. Siğillerin sayısının az olduğu durumlarda yerel anestezi uygulanarak ısıyla pıhtılaştırma sağlanır. Siğillerin sayısının çok ve siğillerin dağınık olduğu durumlarda ve özellikle çocuk hastalarda genel anesteziye başvurulur. Tedavi sırasında veya tedavi sonrasında yeni siğillerin çıkıp çıkmaması ve yok edilen siğillerin yenilemesi durumunda nerede görüleceği önceden bilinmemekte. Yeni çıkacak olan siğillerin daha önceden siğil olmayan bölgelerde çıktığı hastalara anlatılmaktadır. Durum elveriyorsa sıvı azot kullanımı yapılmaktadır. Bu tür siğil tedavisi şeklinde sıvı azot -200 derecede dondurularak içinde sıvı olan bir kese oluşturulur. Kese içerisindeki sıvı siğil çevresindeki dokularca emildiği takdirde siğili iyileştirir. Sıvı azot tedavisinde iyileşme sonrası iz kalmamaktadır.

Tıbbın uygulamalarının yanı sıra büyüklerimizin bildiği doğal yöntem veya bitki ilaçları ile elde edilen karışımlar ile de siğili tedavi etmek mümkün. Bu tedavi yöntemlerine örnek verecek olursak söğüt yaprağı, sütleğen bitkisi ve incir sütüdür. Bu tedavinin kullanıldığı siğil durumu sadece el üzerinde bir parmakta sinir ve strese dayalı olarak bir adet siğil çıkmışken hiçbir tedavi uygulanmadan dört sene içerisinde bütün ele yayılması ile bu tedavi uygulanmıştır. El üzerinde çoğalan bu siğillerin içerisinde çok minik siyah noktalar bulunmaktadır. Bu siyah noktalar siğil yumurtasıdır. Ayrıca bu tür siğiller genelde kötü huylu ve bulaşıcı olurlar. Ayrıca üreme gösterdiği için de bu siğilin dişi olduğu anlamına gelmektedir. Bu tür siğillere söğüt yaprağı, sütleğen bitkisi ve incir sütünden oluşan karışım siğillerin tedavisinde oldukça kesin sonuç vermektedir. Bu tedavinin uygulanması ise şu şekildedir: Söğüt yaprağı havanda ezilir. İçerisine sütleğen bitkisi ve incir sütü de ilave edilerek karıştırılır.

Siğil üstünü tamamen kapatacak şekilde üzerine sürülür. Bu işlemden sonra söğüt bitkisi siğilin üzerinde en az yarım saat bekletilmeli. Bir hafta içerisinde en az dört kere tekrarlanmalıdır. Tekrar uyarmakta fayda var. Bu tedavi sadece el ve ayaklarda çıkan siğiller için geçerlidir.

Siğillerin tedavisine yönelik arayışlar yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Büyü yaparak, hocaya okutarak, bitkiler sürerek ve benzeri şekillerde pek çok tedavi yöntemi denenmiştir. Günümüzde halen siğilleri yok eden büyülü güçleri olduğuna inanılan kişiler mevcuttur. Kimi zaman bu tedavilerin sonuç verdiği görülebiliyor. Ancak zaten siğiller kendiliklerinden iyileşme sağlayabiliyorlar. Bu durum, siğillerin iyileşme dönemlerinde olmaları şeklinde açıklanabilir. Bir ihtimal telkin de fayda sağlayabilir. Siğil şikâyetlerinin olması durumunda en doğru yaklaşım, öncelikle bir hekime müracaat etmektir.

Siğilleri ortadan kaldırmaya yönelik pek çok tedavi yöntemi olsa da siğil virüsünün tamamen vücuttan atılmasını sağlayan bir yöntem yoktur. Vücuda giren virüs ömür boyu orada kalır. Siğiller eritici merhemlerle dondurularak, elektrikle yakılarak, ameliyatla çıkarılarak tedavi edilebilirler. Tüm bu işlemler bir hekim tarafından gerçekleştirilir.
Çocukluk dönemlerinde görülme sıklığı fazla olan el ve diz siğilleri tedavi edilmeksizin kendiliklerinden iyileşebilecekleri gibi mikrop öldürücü asitli losyonlar uygulanarak da tedavi edilebilir. İlaçların günde 2 defa uygulanması halinde siğiller 2 – 3 ay gibi bir zaman dilimi içinde yok olurlar. Yetişkinlerde ise el ve yüz siğillerinin varlığı durumunda kimi zaman sıvı nitrojenle veya CO2 karıyla dondurulmak suretiyle tedavisi sağlanır. Bu yöntem biraz ağrılı fakat oldukça etkili bir yöntemdir. Hasta bölgede önemli bir iz bırakmaz. Elektrikle yakılan siğillerde iz bırakma ihtimali daha yüksek olduğundan ve çoğunlukla siğilin yeniden tekrarlaması söz konusu olduğundan elektrikle yakma yöntemi pek fazla tercih edilmez.

Genital siğiller, bir doktor veya hemşire tarafından uygulanması uygun olan özel bir doku eritici ile tedavi edilebilirler. En ufak bir dikkatsizlik ağrıya neden olabileceği gibi ilacın sağlıklı deriyle temas etmesi halinde sağlıklı deri tabakasında hasara yol açar. Uygulandıktan 4–6 saat sonra ilaçlı bölge yıkanarak temizlenmelidir. Bebeğe zehirli etkisinden ötürü hamilelik döneminde kesinlikle uygulanmamalıdır. Kimi zaman ise siğilin tamamen ortadan kaldırılmasına veya tedavisinin tamamlanmasına rağmen siğil virüsü ciltte uykuya dalar ve birkaç hafta veya ay sonra yeniden aktifleşir.

Siğiller tehlikesiz oluşumlardır. Mikroskop altında incelendiğinde üst deri hücrelerinin özellikle de keratinli tabakanın artmış olduğu gözlenir. Üstelik hücrelerde virüsün neden olduğu bazı değişimler de görülür. Şayet siğil haricinde bir oluşumdan şüpheleniliyorsa kesin tanı için patoloji sonuçları değerlendirilir. Mikroskobik görüntüler ile basit bir şekilde tanı konulur.
Unutulmamalı ki siğil veya siğil benzeri oluşumların varlığı durumunda, kesin tanı ve tedavi için muhakkak doktora başvurulmalıdır. Siğiller için eş-dost tavsiyesi ile gelişi güzel ilaçlar kullanılmamalıdır. Ayrıca siğillerin kazınması veya koparılması durumunda siğiller iyileşmeyeceği gibi hastalık daha çok yayılma eğilimi gösterecek ve kanamalara neden olacaktır.

Siğil tedavisinde uygulanan 100’den fazla yöntem vardır. Ancak seçilecek tedavi; lezyonların yerine, sayısına, büyüklüğüne, hastanın uyumuna, yaşına ve ağrı eşiğine ve maddi imkânlara göre değişebilir. Diğer bir tedavi sınıflandırması ise hasta ve hekim tarafından uygulanan tedaviler olarak belirlenebilir. Cerrahi tedavi yöntemleri, cryo, lazer, elektro koter, cerrahi eksizyon doktorlar tarafından uygulanan yöntemlerdir. Dıştan, salisilik asit, 5-FU, podophyline uygulamaları ise hastaların evde kendisinin uygulayabileceği yöntemlerdir. Tüm bunlara ilaveten; immunoterapi, interferon ve imiquimod (ALDARA) siğil tedavileri de birer alternatiftir.

Siğillerin Mutlaka Tedavi Edilmeleri Gerekir Mi?

Çocuklarda oluşan siğillerin büyük çoğunluğunda tedavi ihtiyacı duyulmaksızın zamanla kendiliğinden iyileşerek yok olurlar. Ancak siğillerin kendiliğinden kaybolma durumunun kimleri kapsadığı bilinmediğinden gerek diğer kişilere bulaşmasını gerekse vücudun diğer bölgelerine yayılmasını engellemek adına tedavisi gereklidir. Erişkinlerde siğillerin kendiliğinden yok olması çocuklardaki gibi kısa sürede ve basit olmaz. Özellikle yüksek riskli HPV virüslerinin neden olduğu siğiller tedavi edildikleri takdirde tekrarlayabilirler. Buna rağmen tedavinin ihmal edilmesi durumunda kanser oluşma riski daha yüksektir. Bu sebeple kesinlikle tedavi edilmelidirler.

Siğillerin Bölgesel Yerleşimi Ve Bulaşıcı Özellikleri Neden Farklıdır?

Siğile neden olan HPV virüsünün birçok alt tipi bulunmaktadır. (HPV–11, HPV–18 vb.) Bunlardan 10 tanesi bilhassa genital bölge enfeksiyonlarına eğilimlidirler. Kolaylıkla bulaşır, hızlı bir şekilde çevre bölgelere yayılırlar. Ayrıca tedaviye karşı daha dirençlidirler. Aralarında bazıları kansere yol açabilmektedir. Tüm bunlardan dolayı “yüksek risk grubu siğiller” ismini alırlar. Bunlardan en tehlikeleri HPV–16 ve HPV–18 dir. Rahim ağzı kanserlerinde bu virüslere sıkça rastlanır.

Neden Herkeste Siğil Olmaz?

Siğiller her bünyede faaliyet gösteremezler.  Bağışıklık sistemi güçlü olan bir bünyeye bulaşmış olsa dahi çoğalamazlar. Siğil virüsleri derinin hasarlı olduğu bölgelere kolaylıkla bulaşıp üreyebilirler. Tırnak yeme alışkanlığı deri bütünlüğünü bozduğundan o bölgede sıklıkla siğillere rastlanır. Bağışıklık sistemi zayıf olan ve alerjik yapıya sahip insanlara enfeksiyon daha koyar yerleşir. Dengesiz beslenme, stres ve yoğun yaşam sürmek, çok fazla çalışmak ve yorgun düşmek, çok eşlilik, korunmasız ilişkiler, ortak kullanılan eşyalar ve havuz benzeri ortamlar hastalığın bulaşma riskini arttırır.

Siğil İçin Doktora Başvurmasam Olmaz Mı?

Hocaya okutmak, sarımsak sürmek, sigara basmak, büyü yaptırmak gibi bilimsel olmayan teknikler kullanılarak tedavi edilip edilemeyeceğine dair sorular hastalar tarafından sıkça sorulur. Fakat HPV’nin yüksek risk grubunda olmayan tiplerinde zaten hiç müdahale edilmeden bile hastalık kendiliğinden gerileyerek siğiller yol olabiliyor. Bu sebeple, bu gibi işlemlerin uygulanması halinde siğillerin geçtiği görülebilir. Çünkü zaten hastalık kendiliğinden iyileşme dönemine girmiştir. Fakat strese bağlı olarak gelişen siğillerde telkin de etkili olabilir. Herhangi bir zararı olmadığı için toplumumuzda birçok kişi tarafından doktora danışmaksızın uygulanır. Fakat bu konuda en doğru yaklaşım doktora başvurmaktır.

Siğilin Sürekli Tekrarlamasının Nedeni Nedir?

Siğillerin sürekli tekrarlaması halinde şu olasılıklar düşünülebilir;

— Hasta tedaviyi tam ve düzenli bir şekilde uygulamıyordur,
- Hastanın vücut direnciyle alakalı problemler söz konusudur.(kansızlık, parazit, kronik enfeksiyonlar ve böbrek yetmezliği, atopik bünye, immünyetmezlik, beslenme bozukluğu vb.)
- Hastanın stresli ve yoğun yaşamı devam ediyordur.
— Siğili oluşturan HPV tipi, yüksek riskli gruba dâhildir.(HPV 16 gibi)
- Yakın çevrede bulaşıcılık kaynağı olabilir.

Siğillerin Tekrarlaması Halinde Ne Yapılmalıdır?

Kimi zaman siğilin tedavi edilerek yok edilmesinden kısa bir zaman sonra yeniden siğillerin çıktığı görülür. Bunun nedeni siğil virüsünün halen bünyede var olması ve siğile tedavi uygulanmadan önce çevresine virüs yaymış olmasıdır. Ve böylece yok edilen anne siğilin çevresinde yavru siğiller oluşur. Erken tedavi ile bu siğil etrafına daha az virüs yaymış olur. Dolayısı ile anne siğilin erken tedavi edilmesi bu yavru siğillerin gelişimini engeller.

Siğiller İle İlgili Yeni Yapılan Çalışmalar Var Mı?

Bu konudaki araştırmalar özellikle son yıllarda çok daha hız kazanmıştır. Aşı uygulaması; geliştirilen en etkili ve en yeni tedavilerdendir. Şu an için büyük rağbet gören bu yöntemin, önümüzdeki yıllarda daha popülerleşerek siğilleri önlemede önemli bir alternatif olacağı düşünülmektedir. Özellikle gerek koruyucu, gerekse de tedavi edici HPV aşılarıyla ilgili deneysel çalışmaların kapsamlı bir şekilde sürdürüldüğü ve hayvansal çalışmalarının bitmek üzere olduğudur.

Diğer Siğil Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Siğil tedavisinde lazer uygulaması, siğillerin tahrip edilerek ortadan kaldırılmasını sağlar. Bu amaçla pek çok lazer kullanılabilir. Ancak diğerlerine göre çok daha pahalı bir yöntem olduğundan ve lokal anestezi gerektirdiğinden fazla tercih edilmez.
Ayrıca; kansere karşı kullanılan “bleomisin” isimli ilacın siğil içine enjekte edilmesi suretiyle de tedavi uygulanabilir. Ancak enjeksiyonun ağrılı olması ve birçok yan etkisinin olması bu yöntemin dezavantajlarındandır.
Siğil tedavisindeki bir diğer yöntem ise İmmunoterapi yöntemidir. Bu yöntemdeki amaç, vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirmektir. Pek çok çeşit İmmunoterapi yöntemi mevcuttur. Bu yöntemde vücudun alerji gösterdiği bir madde siğil üzerine sürülür ve siğile karşı küçük bir alerjik reaksiyon belirir, en nihayetinde siğil yok edilir.

Ayak Tabanındaki Siğillerin Tedavisi

Ayak tabanında yer alan siğillerin tedavisi güçtür, çünkü siğiller deri yüzeyinden çok derinin iç tabakalarına gömülüdür. Bu tip siğillerin tedavisinde; salisilik asitli flasterler, bazı kimyasalların siğil üzerine uygulanması, lazer, koter ve klasik cerrahi gibi yöntemlerden yararlanılır. Doktorunuzun size tavsiyesi ise; ayak tabanına uygulanan basıncı azaltacak ayakkabılar kullanmanız, nem ve ıslaklığın virüs yayılımını kolaylaştırması nedeniyle ataklarınızın kuru olmasına özen göstermeniz şeklinde olacaktır.

Siğillerin Dış Görüntüsü Nasıl Olur?

Siğillerinin görüntüleri,yapıları ve büyüklükleri oluştuğu bölgeye ya da siğilin çeşidine göre değişkenlik gösterebilir. Renk olarak genellikle ten renginde olmalarına karşın ten renginden kahverengiye doğru çeşitli tonlarda da görülebilirler. Kabarık, nasırımsı ve sert bir kitle şeklindeki oluşumlardır. Avuç içinde çıkan siğiller çoğunlukla tektir, kubbe şeklinde kabarıktırlar ve üzerlerinde çok sayıda ufak girinti-çıkıntı vardır. Uzun süreli ve inatçıdırlar. Renkleri ise, pembeden kahverengiye doğru değişik tonlarda görülür. El, yüz ve diz bölgelerinde oluşan siğiller çoğunlukla fazla sayıda ve kimi zaman düz yüzeylidirler. Lif biçimindeki siğil türleri ise, ince uzun çıkıntılar şeklinde boyun ve yüz bölgesinde çıkarlar.

Genital siğiller kadınlarda dış genital bölgedeki deri kıvrımlarının içinde veya etrafında görülür. Erkeklerde ise penis başında veya genital bölge etrafında herhangi bir yerde görülebilir. Büyüklükleri çok fazla boyutlara ulaşabilir ve hızla yayılırlar. Salkım veya karnabahar şeklinde, çirkin görünümlü fakat rahatsızlık vermeyen oluşumlardır. Fakat kimi zaman cinsel ilişki esnasında ağrı yapabilir. Ayrıca cinsellik ve boşaltım faaliyetlerini engellemesi de söz konusu olabilir. Genital siğiller çoğunlukla diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklarla bir arada bulunurlar. Dolayısı ile kişide böyle bir şikâyet olması halinde mutlaka bir doktora başvurmalı ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların (CYBH) olma ihtimali göz önüne alınarak gerekli tetkikler yapılmalıdır.

Siğillerin ufak kılcal damarları mevcuttur. Siğil yüzeyinin çizilmesi veya kesilmesi durumunda kanayan bölgedeki kılcal damarlar içindeki kan pıhtılaşır ve dışarıdan siğil tepesinde siyah benekler şeklinde görülür. Bu görüntü ile hekimler, siğilleri diğer benzeri oluşumlardan ayırt edebilirler.

Son Güncelleme: Pazar, 27 Kasım 2011 16:46

Siğiller Nasıl,Neden Oluşur? Nasıl Bulaşır?

e-Posta Yazdır PDF

Siğiller, cilt hastalıkları arasında en sık görülenlerden biridir. Eğer, sizlerde de siğil şikâyetleri varsa makalemiz yardımıyla hastalığı daha yakın takibe alarak;  oluşma nedenleri, belirtileri tıbbi ve alternatif tedavi imkânlarına dair birçok önemli konuyu başlıklar altında inceleyebilirsiniz.
Siğiller, görünüşleri itibariyle estetik açıdan olumsuzluk yaratsalar da çoğunlukla zararsız yapılardır. Tedavi ile iyileşme sağlanabileceği gibi zamanla kendiliklerinden de yok olurlar.
Siğiller, gençlere ve yetişkinlere oranla çocuklarda daha fazla görülürler. Cilt üzerinde meydana gelen kabarık, nasırımsı ve sert bir kitle şeklindeki oluşumlardır. Vücudun tüm bölgelerinde oluşabilirler, fakat çoğunlukla el, yüz, diz ve genital bölgede daha fazla görülür. Genellikle ağrısız oluşumlardır. Birkaç ay veya yıl içinde hastalıklı bölgede iz bırakmadan yok olurlar. Fakat ayak tabanı siğillerinde, tabana uygulanan yürüme basıncının etkisiyle genellikle siğiller deri içine gömülüdür ve ağrılıdır. Tedavi edilmesi gerekir. Aynı zamanda yüz ve genital bölge siğillerinde iyileşme uzun yıllar sürebileceğinden ve estetik rahatsızlık verdiğinden tedavisi gereklidir.

Siğiller Nasıl Oluşur ve Nasıl Bulaşırlar?

Siğiller, derinin üst tabakasında ya da mukozaya yerleşen “papavovirüs” grubundan bir virüsün neden olduğu bir virütik deri hastalığıdır. Cildin en dış katmanından hücrelerin içine giren bu virüs burada çoğalır. Deriye giren virüs burada hücrelerin düzenini bozarak düzensiz bir şekilde çoğalmasına sebep olur. Böylece küçük ve iyi huylu bir tümör olan siğilleri meydana getirirler. Yani tamamen virüslerle oluşurlar.
Bu virüsler bulaşıcı özelliktedirler. Bir kişiden bir başkasına geçebildiği gibi virüsü taşıyan kişinin vücudunun herhangi bir bölgesinden diğer bölgelerine de geçebilir. Siğiller çoğunlukla direkt temas ile bulaşırlar. Bunun yanı sıra ortak kullanılan eşyalar (terlik, havlu vb.) vasıtasıyla da geçebilir.

Ayrıca ortak kullanım alanları (hamam, havuz vb.) siğillerin bulaşmasını kolaylaştıran diğer önemli faktörlerdir. Siğil virüsleri derinin hasarlı (çatlak vb.) olduğu bölgelere kolaylıkla bulaşıp üreyebilirler. Ellerdeki siğiller çoğunlukla el ele tutuşmak, tokalaşmak gibi ellerin birbirine temas etmesi ile, genital bölge siğilleri ise cinsel yolla bulaşır. Virüs bulaşmış olsa dahi ilk siğilin oluşması uzun zaman alabilir.

Çocuklarda görülen siğiller çoğunlukla yetişkinlere bulaşmaz. Bunun sebebinin, çocukluklarında siğil çıkarmış kişilerin bu virüse karşı bir bağışıklık kazanılmış olduğu düşünülüyor. Fakat bu noktada el siğilleri ve genital siğiller arasında bir fark ortaya çıkıyor. O da, çocukluğunda ellerinde veya diğer bölgelerde siğil çıkarmış kişiler, ileride genital siğillere karşı bir bağışıklık kazanmış değildirler.

Virüs bulaşmış olsa bile ilk siğilin çıkması uzun zaman alabilir. Bu bazen haftaları bazen ise ayları bulur. Siğillere neden olan virüs, genellikle doğrudan temas ile kişiden kişiye bulaşırlar. Ancak bazen dolaylı yollardan da bu bulaşma gerçekleşebilir. Siğil virüsü alındıktan sonra, siğil hemen gelişerek belirginleşmez. İlk siğilin çıkması bazen ayları bulabilir. El, ayak tabanı ve düz siğillerin bulaşma riskleri, etek siğillerine oranla çok daha düşüktür. Etek siğilleri yalnızca cinsel yolla bulaşır ve bulaşma sonrasında hızla yayılır.

Neden Bazı Kişilerde Siğil Gelişirken Bazılarında Gelişmez?

Siğiller her bünyede faaliyet gösteremezler.  Bağışıklık sistemi güçlü olan bir bünyeye bulaşmış olsa dahi çoğalamazlar. Siğil virüsleri derinin hasarlı olduğu bölgelere kolaylıkla bulaşıp üreyebilirler. Tırnak yeme alışkanlığı deri bütünlüğünü bozduğundan o bölgede sıklıkla siğillere rastlanır. Bu nedenle de çocuklar tırnak yeme alışkanlıklarından dolayı daha çok risk altındadırlar. Nasıl ki kimileri sık sık uçuk çıkarıyorsa, kimileri de siğil çıkarmaya yatkınlık gösterir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde siğil görülme ihtimali daha yüksektir.

Siğiller Neden Tedavi Edilmelidir?

Çoğu zaman çocuklarda görülen siğiller tedaviye gerek duyulmaksızın bir vakit sonra kendiliğinden iyileşir ve yok olur. Ancak erişkinler için aynı şey söylenemez. Özellikle ağrılı ve hızla yayılma eğilimindeki siğillerin bir an önce tedavisi gerekir. Ayrıca kanseri tetikleyebileceği de unutulmamalıdır.

Dermatoloji Uzmanları siğilleri Nasıl Tedavi Ederler?

Siğil tedavisinde kullanılan pek çok yöntem vardır. Dermatoloji Uzmanları hastanın yaşı, siğilin tipi, büyüklüğü gibi özelliklerini göz önünde bulundurarak hasta için en uygun tedaviyi uygularlar.

Siğil Neden Çıkar?

Geçmişten günümüze siğilin oluşumu sebebi tespit edilmek üzere birçok testler yapılırken siğilin tam 120 çeşit birbirinden farklı çeşidi ortaya çıkmış. Siğilin etkenin de insan papilloma virüsü yani HPV denilen virüs bulunmaktadır. Siğil içerisindeki virüslerin bazı tiplerinde kanser yapıcı onkojenik potansiyele ve yapıya da rastlanılmıştır.

Siğiller Kendiliğinden Kaybolabilir mi?

Bu konuda yapılan çalışmalar ilginç sonuçlar ortaya koymuştur. Aşırı heyecanlanma, psikolojik bir devrim ya da şok sonucu ortaya çıkmış siğiller kendiliğinden iyileşir. Üstelik bu siğiller iz de bırakmaz.
Tedavi sonrasında oluşabilecek yineleme olasılıklarından da bahsetmek gerekir. Yüzde otuz ihtimalle nüksetme olayları görülebilir. Çünkü tedavilerde, sadece görünen siğiller yok edilebilir. Ancak yapılan çalışmalar, siğilin çevresindeki 2 cm lik sağlam alanda da virüslerin bulunduğunu göstermiştir. Ve muhtemelen tedavi sonrasındaki tekrarlama olayları da bu virüslerden ileri gelmektedir. Tedaviyi takip eden altı ay içerisinde herhangi bir siğil izine rastlanmazsa tedavinin başarılı olduğunu ve nüksetme olasılığının azaldığını söyleyebiliriz. Burada aslında en çok tedavi edilmesi gereken, ehemmiyet bakımından genital bölgelerde oluşan siğillerdir. İleride ulaştığı boyutların tehlikeli olması bu siğilleri önemli kılmaktadır. Genital bölge siğillerinin önlenmesinin yolu da tek eşle ilişki ya da prezervatif kullanımıdır.

Son Güncelleme: Pazar, 27 Kasım 2011 16:48

Diğer Makaleler...

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Her Hakkı Saklıdır. © 2010-2011 Siğil Tedavisi